10 Ocak 2015 Cumartesi
Bin Muhteşem Güneş
'' Bu kentin ne çatısını aydınlatan aylarını sayabilirsin, ne de duvarlarının ardına gizlenen Bin Muhteşem Güneş'i ''.
''Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar.''
Bu söylem çerçevesinden yola çıkarak yazılan çok yazı okudum son zamanlarda.
Misal Ece Temelkuran'ın 'Muz Sesleri'.. Kötü demiyorum fakat o 'siyasi' çizgiyi eritememiş, belki de eritmek istememiş. Bin Muhteşem Güneş'i çok çok önce okumama rağmen başta yazdığım dizeler halen aklımda. Kapkaranlık ülkesini dizeleriyle renklendirmeye çalışan bir adam ; Khaled Hosseini .
Ben bu adamın yazılarındaki acıyı , gerçekte hissettiğim acı kadar hissediyorum. Daha fazla veya daha az değil. Okuduğum roman beni kendi sınırlarımda şaşırtsın, üzsün, sevindirsin istiyorsam Khaled Hosseini kitaplarına göz gezdiriyorum. Bin Muhteşem Güneş; iki kadının kesişen hayatlarında, an geldiğinde kadınlıklarını unutarak nasıl birbirleri için yaşayabildiğinin öyküsü..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder